Zaman Yolcusu

Zaman Yolcusu

Zaman akmak için hareket ister. Olduğumuz yerde bir geçmişe bir geleceğe gider gider dururuz. Hepimiz zihnimizde birer zaman yolcularıyız. Bu yolculukta çok şey öğreniriz. Bazen geçmişte yaptığımız hatalardan bir ders alır yola devam ederiz. Bazen de geleceğe dair kurduğumuz hayallerle,umutla dolu bir halde yol alırız. Geçmişe gider bir özleyiş sarar yüreğimizi, geleceğe gider bir heves kaplar içimizi. Geçmiş yolcusuyken yaşadıklarımızı tüm ayrıntısıyla hatırlamayız. O an, o odada, o manzarada ne vardı ayrıntısına kadar bilemeyiz ama o an ne hissettiğimizi çok iyi biliriz. Böyledir çünkü anılar. Hissettiklerimiz kadardır. Gelecek yolcusuyken görmek istediğimiz yerleri, insanları net bilemeyiz; ulaşmak istediğimiz hedefin tümüyle içinde olamayız ama geçmişte biriktirdiğimiz bir hissi o hayalini kurduğumuz anla eşleriz. Böyledir işte insan, zaman yolcusu. Ve insan, sanırım hissettiği kadar yaşıyor. Yaşlandığımızda yani bu dünyadaki zaman yolculuğumuzun sonuna yaklaşırken sık sık geçmişe doğru yol alan zaman yolcuları olacağız. O vakit geriye dönüp baktığımızda hatırladığımız şeyler gördüklerimizden çok hissettiklerimizle bağlantılı olacak. Bu dünyada zaman yolcusu olmayı bu farkındalıkla sürdürürsek kim bilir belki de korkularımız,üzüntülerimiz bile kıymetli gelecek ‘şu anda’ . Geriye dönüp baktığımızda birer anı olarak kalacaklar.

Her şeyin bir adabı olduğu gibi zaman yolcusu olmanın da adabı var. Mesela bir hedefi olmadan amaçsızca yaşayan insanlar kendi yapabileceklerini yapmazlarsa, harekete geçmezlerse zaman sahnelerinde o anlar boşluktan ibaret olacak. Yaşlılık gelip çöktüğünde, geri dönüp baktığında, o ”zaman boşlukları”nın yerini keşkeler alacak. Bu durumda anılar denizinde geçmişe yolculuğa çıktığımızda keşke demek zaman yolcusu olmanın adaplarından değil.

Bu konuda Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle diyor:

“Eğer başına bir iş gelirse, ‘Keşke şöyle yapsaydım; o zaman şöyle olurdu.’ deme. ‘Allah’ın takdiri böyleymiş; O dilediğini yaptı.’ de. Zira, ‘Keşke şöyle yapsaydım.’ sözü, şeytanın vesvesesine yol açar.” (Müslim, Kader, 34)

Unutmayalım ki her şey Allah’ın takdiri ile gerçekleşebiliyor ve zaman boyutu sadece biz faniler için geçerliyken Rabbimiz tüm zamanların başından sonuna haberdar. Subhanallah! Bizlere düşen Allah’ın bize verdiği iradeyi  O’nun razı olacağı yönde kullanarak kararlar vermek. Biz ‘inşallah’ der yola çıkarız gerisi O’nun takdirine kalır. O nasip ederse olur, etmezse olmaz. Bu durumda geri dönüp keşke demek doğru değildir. 

Geçmiş yolculuğunun adabı olduğu gibi gelecek yolculuğunun da bir adabı var. Geleceğe dönük bir hayal yolculuğuna çıkarken de tıpkı bir yol azığı gibi zihnimizde taşımamız gereken ayetler:

Hiçbir şey hakkında: “Ben yarın mutlaka şu işi yapacağım” deme. Ancak: “İnşallah; Allah izin verirse yapacağım” de. Bunu söylemeyi unuttuğun zaman Rabbini hatırla ve: “Umarım ki Rabbim beni bundan daha yakın bir vakitte dosdoğru ve güzel bir başarıya eriştirir” de. (Kehf 23-24. Ayetler)

Yaradan bize bir ruh üflediği andan itibaren başlayıp O’na varana dek, sürekli akıp giden bir zaman boyutunun içinde yol alıyoruz. Geçmişe dair sadece bazı anları hatırladığımız gibi geleceğe yönelik planlarımızın da bir kısmını kontrol edebiliyoruz. İrademizi kullanabildiğimiz yalnızca zamanın ‘şu an’ı. İnsan kontrol etme yetkisinin olmadığı geçmişe takılır veyahut gelecekte kaybolur. Şu anın kıymetini bilip geçmiş gelecek dengesini kuranlarsa hakkıyla yaşar.

İnsanız zaman yolcularıyız. Zihnimizde zamanda bir ileri bir geri gider dururuz. Hayatsa, tüm o gidip gelmelerin; hislerin, yaşananların toplamıdır. Rabbim hepimize razı olacağı bir hayat, bir yaşantı nasip etsin. 

“Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!” Fecr 28

Frezya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir