Kelime

Kelime

Senden nüzul iki kelime

Burdu, burdu; yolunu aldı…

Vardı bağrıma.

Kopardı benden olanı, yükledi Alaaddin sırtına.

Anı yok saydı,

Günü yok saydı,

Mekanı yok saydı,

Beni yok saydı.

İşte alfabe iktidarı!

Davetliyim şimdi Leheb sofrasına.

Tepemde ateşten küre,

Damağım Lut kurusu,

Kollarım kızıl bakırdan,

Çivilerimdi beni tek tutan.

Döndüm…

Fazla, çok fazla diye diye döndüm.

Kolladım kendimi,

Düşümden bile kolladım.

Biraz soluklan dedi.

Lakin olamamışsın…

Kabil’in minikleri duvağın etrafında

Kutu pense oynuyor.

Kağıda dökülmesi gereken kurşun,

Gözlerine çekiliyor.

Tülün altında Afgan kızı,

Yerküredeki herkesten bitap

 Tüm sureleri ile arşı inletiyor.

Tülün üstünde gölge bekçisi,

Taliban yeminleri ile cehennemi azdırıyor.

‘İki beyaz!’ diye bağırdı son eşik.

Beyaz yaka peki ya sen?

Çağırdı Afgan kızı,

Fakat nafile…

Semerkand, Buhara duyun!

Kabil’in karası İstanbul’un da günahı!

Hissedebilseydim seni Afgan kızı,

İlah bilerdi fikrimi, kalemimi…

Lütfederdi belki bana o zaman,

Elinden tutabilme cüretini!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir