Kale’mime

Kale’mime

Selam Dostlar,

Allah( c.c.)’ın selamı, Rasulullah (s.a.v.)’ın selamı, ariflerin selamı ve sevdiklerinizin selamı üzerinize olsun.

Muhabbetinizin hasretini ziyadesiyle hissettiğim bir anda kalem ve kağıdı (ne kadar yerinizi tutmasa da), sizleymişçesine niyet alıp misafir etmek istedim. Hasbihal zamanıdır deyip aynı sofraya diz çökmüş gibi konuşacağım şimdi. Teskin edeceğine eminim çünkü dostun sükutu dahi sekinettir. Düz yazı ile aram pek iyi değil, çok cesur bir insan olmadığım için ekseriyetle imgelerin ardına sığınmayı tercih ederim lakin bu sefer nesirden yana esti, bundan mütevellit edebi nazarla okumamanızı istirham edeceğim.

Ayrı kaldığımız bu zaman diliminde, herbirinizin ruh ve fikir dünyamda  ne kadar yoğun izler bıraktığının farkına varıyorum. Bazen okuduğum bir kitabın devamını Dudiye’nin  sesinden dinliyor, bazen nazlı nazlı aş karıştırırken Plevne ritminde bizi arıyor, kendimi şevke getiriyorum.

Yeri geliyor havsalamı zorlayan sorulara muhatap kılınıyorum. Öğrenmemem gerekenler, öğrenmem gerekenler; yargılamamam gerekenler ve yargılamam gerekenler mabeyninde voltalar atıyorum. Fakat “Biz’ olsak ne yapardık?”diye sormayı akıl edebildiğimde kendime; muğlak, bedahete evriliyor ve şahsi hayatımda dahi münevver bir yol buluyorum. Belki tek başına geçmek şecaatini gösteremeyeceğim dar boğazlardan dua ve telkinleriniz sayesinde emin adımlarla geçiyorum.

Kale’m ruhu böyle bir şey işte … Bu ruh ile şifa soluyoruz birbirimize, kimi zaman haberdar kimi zaman bihaber bir halde…Atıl olanı hareket, delişmen olanı sükunet, akil olanı hissiselim sahibi kılıyor bu ruh… Aczimiz, fakrımız nevinden rızıklandırıyor herbirimizi…  Asla ve asla heybemiz boş döndürülmüyoruz bu kapıdan.

Dostlar… Beraber o kadar güzeliz, o kadar güzelleşiyoruz ve o kadar güzelleştiriyoruz ki… Keşke layıkıyla anlatabilseydim. Layık olmadı biliyorum fakat  siz hissetmişsinizdir beni, bunu da biliyorum ve  sürurunu duyuyorum.

Evet sizleri çok çok özledim fakat hasretimden bir hayli de hoşnutluk duyuyorum; çünkü size olan ihtiyacımı hissettiriyor ve bir ailemin daha olduğunu hatırlatıyor, hamd olsun.

Son olarak beni güzelleştirdiğiniz için hepinize minnettarım ve sizi çok seviyorum. Bu çelik zamanında ata binmeye hep devam edelim olur mu?

"Dağ yürür bir yerinde
çıkar üstüne dağın
bu çelik çağında
ata iyi binin
"*

*Düş Gören Atın Şiiri, Nuri Pakdil (rahmetle)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir