Bir Vefa Hissesi

Bir Vefa Hissesi

Geçen sene bu vakitler bir dostumla Abdulhakim Arvasi Hazretleri’nin kabrini ziyaret etmek üzere niyetlenip Bağlum’a gittik. Mezarlığa varıp ziyaretimizi etmemizin ardından buraya defnedilmiş diğer güzel şahıslara da bir fatiha okumak adına Abdurrahim Karakoç’un mezarını aramaya koyulmuştuk. Bir müddet geçmesine rağmen bulamayınca orada bulunan başka bir mezarı temizleyen otuzlu yaşlarda bir abiye soralım dedik, selam verdikten sonra baş sağlığı dileyip durumu anlattık. Abi de sağolsun bize yerini gösterdi. Bunun üstüne arkadaşım yakınlarınız mı biz de dua edelim ayrılalım diye ekleyince gülümseyip:
“Sağdaki mezar ablamın,onu buraya defnettiğimiz gün öğrendik ki yanındaki bu mezarlar da iki yetim kardeşe aitmiş. Genç yaşta vefat etmişler, buraya defnedilmişler. Pek kimi kimseleri de yokmuş, gelen giden olmazmış. Ben de her geldiğimde ablamınkiyle onların da mezarlarını temizliyorum. Onlarla birlikte ablama da dua eder misiniz?” dedi.
Dua edip oradan ayrıldık ama uzunca bir süre bu olayın üstüne tefekkür ettim. Yaşadığım şu küçük an ayet tefsirlerinden biri oluvermişti adeta.
Allahu Teala Kuran’ı Kerim’de doğrudan veya dolaylı olarak pek çok kez yetimlerin gözetilmesini emretmiş, Peygamber Efendimiz (sav) yetim malı yemenin büyük günah olduğunu Hadis-i Şeriflerde buyurmuştur. Bununla birlikte ilk kez bu ayetlerin ve vefa kelimesinin anlamını bu kadar hissetmiştim. Habibine (sav) Duha Suresinde “O seni yetim bulup barındırmadı mı?” diyerek seslenen, yine aynı surede “O halde sakın yetimi ezme!” buyuran Rahman, asırlar sonra başka bir kulunu sebep kılıp yetim kulunun kabrini temizlettiriyor, kırk dakikalık yoldan gelen Lavanta’ya da dua ettiriyordu. Bu nasıl büyük bir lütuftu!
Şüphesiz Allah (CC) en vefalı ,en merhametli olandır. O’nun (CC) güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Rasulü Muhammed (sav) de ömrüne vefayı nakşetmiş, “Vefa imandandır” buyuran Peygamberimiz (sav) kendisine bir hafta süt emziren dadısı Ümmü Eymen’i (ra), yıllarca kendisine bakan süt annesi Halime’yi (ra), süt kardeşi Şeyma’yı (ra) hiç unutmamış ömrü boyunca onlarla ilgilenmiştir.

Vefa bir müslümanda olması gereken dürüstlük, merhamet, sadakat, sabır gibi güzel hasletlerden biri olmakla beraber bir bakıma aranan müslüman tasavvurunun tamamlayıcısıdır. Başta Rabbine karşı vefalı olmayı şiar edinmiş bir insan müslümanlığı en güzel şekilde yaşayıp ahseni takvime ulaşmayı kendine bir borç bilir. Peygamberine karşı sevgisiyle, onun sünnetini yaşamakla vefasını gösterir. Ahlakıyla, yaşayışıyla, hassasiyetleriyle kula ve kainata da vefalı bir tavır sergileyen ademoğlu bu dünya hayatını dostça yaşar.
Yunus Suresi’nin 62-64. ayetlerinde Allahu Teala bizlere: “Bilesiniz ki Allah dostlarına asla korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyecekler. Onlar ki, iman etmişler ve takvaya ermişlerdir, işte onlara hem bu dünya hayatında hem de ahirette müjdeler olsun! Allah’ın sözlerinde değişme olmaz;(öyleyse) en büyük kazanç budur.” buyurur. Yetim kulunu vefatından sonra dahi gözeten Rabbimiz’in kim bilir dostlarına lütfu nasıldır! İnşaAllah bizler de O’nun (CC) dostu olup, bu lütuflardan nasiplenenlerden oluruz.
Allah hepimizi şu mübarek ayda kurtuluşla müjdelenenlerden eylesin. Bu vesileyle Ramazanımız mübarek olsun. Kötü taraflarımızın idrakine erip hayırlarla doldurarak Ramazan’a vefamızı unutmayıp kazandığımız güzel alışkanlıkları bir ömür devam ettirmek duasıyla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir