Akasya, Hakkımda Birkaç Kelam

Cümle zerreye selam olsun!

Nereden geliyor ve nereye gidiyoruz? Telaşlı, heyecanlı bir yolcuyuz. İlk nefesten bir zerreyiz. Yokluk içinde bir var edilme hikayesiyiz. Kendi hikayeme insanlığın hikayesiyle başlamak istedim. Kendimi tanıdığımı da tanımadığımı da iddia edemem. Çünkü günler, yıllar geçtikçe değişiyorum, farklı hissediyorum.

Bundan iki üç yıl önce kendime mekan olarak tahsis kıldığım yerlere gider saatlerce insanları, gökyüzünü seyrederdim. Şimdi ise Rabbimin yanında hatırı olan kimseleri ziyaret edip; gözümde yaşım, içimde tövbemle O’na yakarıyorum. Huzursuzluğun tanımı benim için değişti çünkü. O zamanlar kendimi haklı buluyor, durumumu şikayet ediyordum. Şimdi yavaş yavaş hatalarımı fark edip yine O’na ve sadece O’nun kapısına koşuyorum. Velhasıl hatalar yapa yapa acizliğimi tadıyor, kulluğu öğrenmeye çabalıyorum.
Peki ne yapar, nasıl biridir bu Akasya, dediğinizi duyar gibiyim. Dışarıdan hep neşeli, pozitif biri olduğumu söylerler. Bol şiirli, çaylı, hüzünlü gecelerimi bilmezler. İtiraf ediyorum, buraya ne yazdıysam defalarca karaladım. Devam ediyorum anlatmaya. İyi dert dinlerim. Öyle ki son zamanlarda bu benim hayatıma ve ruhuma ağır gelmeye başladı. Ve biliyor musunuz, insana dertlerden çok dertlerin çözümsüz kalması ağır geliyor. Bu kadar şeyden sonra yine Allah var, gam yok; O ne güzel vekildir diyorsun. Benim çözümüm O’nda, O benim üzerimden bu yükümü alacak dediğinde ve gerçekten buna inandığında imtihanın başarılı oluyor. Her şey yine bir noktada kabullenmeye bağlanıyor. Durumu ve acizliğini kabullendiğinde imtihanın yokuş aşağı gitmeye başlıyor. Kabullenmek; insanları, hayat şartlarını ve hatta kendini… Sanırım hayatımı anlatmak için kabullenmek güzel bir kelime.

Bunun dışında huzurlu olan her şeyi seviyorum. İnsanları okumayı, onlara sarılmayı, yazmayı, dinlemeyi çok seviyorum. Bir anımı da anlatmak istiyorum yeri gelmişken. Bir iki yıl önce, uzun zamandır niyet ettiğim hat sanatını öğrenmek için bir adım attım. Bir hat kalemi aldım fakat açılması gerekiyordu. Nasip bu ya Hamamönü’nde bir hattat buldum. Mütevazi, özü sözü yumuşak, nadide bir insana rast geldim. Kalemimi açması için ricada bulundum. “Hay hay” dedi. Kalemimi kendine has üslubuyla açarken dünya saatine göre beş dakika süren ama benim için uzun ve derin bir sohbet başladı. Ve o sohbet aylarca da devam etti. Rabbi yesir duasını yavaş yavaş kalemime akıtmaya çalışıyordum. Bu esnada da hocam her ders saatinde nefsimi ve sabrımı eğitiyordu. Her gelişimde “Hata kimde?” diye sorardı. “Bende” dememi beklerdi. Biz naz çekmek için varız, naz çeken olacağız, derdi. Hattat kişi, harflerin nazını çeken kişidir, derdi. Ey Akasya neden geçmiş zaman kipi kullanıyorsun, diyeceksiniz. Şöyle oldu; böyle bir insana karşı saygım ve edebim gün geçtikçe artıyordu ancak az çalıştığım için hatlarım yetişmiyordu, sonunda da yüzüm olmadı derslere gitmeye. Böylece hikayem orada yarım kaldı. İnşallah bir gün tekrardan başlamak nasip olur.

Geniş bir aileye sahibim. Hem gözlem yaparak hem de bizatihi annemden ve babamdan insanlarla nasıl iletişim kurulacağını ve problemler çıkınca bunların nasıl çözüleceğini öğrenmeye çabaladım. Arkadaşlarım tatlı dilli olduğumu ve bunun bana zarar verebileceğini söylüyorlar. Çoğu zaman haklılar, ne yapayım huy işte.

Unutmadan bir de hastane var. Çok şükür ki gerçekten olmak istediğim yer, elimle dilimle insanların yüzlerini güldürmeyi başarabileceğim bir yer. Son zamanlarda sorguladığım şeylerden biri de: “Ben bu mesleği ne için yapıyorum?” sorusuydu. Buraya gelene kadar sorgulama ihtiyacı hissetmemiştim, mutmaindim. Şöyle ki ne kadar süreceğini bilmediğim bir ömrüm var. Ben bu ömür sürecinde elimden gelen her şeyi yapıp; Allah rızası için, ümmet için, vatan için çalışmayı ve çabalamayı kendime hizmet bildim. Ve Rabbimin içime yerleştirdiği bu aşkla mesleğimi icra etmek istiyorum. Rabbim niyetlerimizi halis kılsın ve korusun!

Ezcümle; dostlarımı, evimi, ülkemi, mesleğimi, yuva edindiğim dar-ı dünyada yeni insanlar tanımayı çok seven, huzuru arayan aciz bir kulum.

Muhabbetle kalınız, Akasya.

6 Comments

  1. Bir gün bir yazı istiyorum senden Akasya.. Başlığındaki görsel senin nazladığın harflerden bir dua
    Yazındaki hisseler senin nazladığın insanlardan bir hatıra olsun 😊
    Gelmiş ve gelecek tüm dualarına amin kardeşim 🙂 Tekrardan tanıştırana elhamdulillah 🙂

    1. Güzel duaların için çok teşekkürler kardeşim. Bir gün hat yazımla seninle olan bir anımı paylaşmaya niyet edeyim o vakit 🙂

  2. Olur da bir gün Hattat olmaya yeniden niyetlenirsen o coşkuyla beni de bir türlü cesaretlenemediğim tezhibe azmettir de varılacak menzile bir yoldan daha yoldaş olalım 😊

  3. Kardeşim benim Akasya’m .. Hastane koridorlarının dertli yoldaşı, müstakbel nazlı cerrahımız…
    Dert dinlemek meziyettir . Rabbim mükafatını ziyade kılsın. Ama insanoğlu aciz, dinlenilen derde de yol açmak, kalbinden akışına izin vermek gerek. Gel senle bir gün Hacıbayram yapalım, tevekkül arayalım.Belki biraz kalplerdekine yol bulur, teskin olunur , dert dedigimiz pencereden ferah bir soluk alırız.

    1. Karanfil’ciğim iltifatlarınız için müteşekkirim☺️ Gidelim kardeşim sözün olsun en yakın zamanda inşallah. Arayalım sonra da oturup çaylı koyu bir muhabbet yapalım çok özlemişim☕️

Lavanta için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir