ADAP: HER İNSANIN İÇİNDE VAR OLAN ‘’İSLAM TOHUMU’’

ADAP: HER İNSANIN İÇİNDE VAR OLAN ‘’İSLAM TOHUMU’’

 Bir hazine düşünelim ki bu hazine bize Allah(cc)’ı, O’nun yarattıklarını, kendimizi ve bize verilen nimetleri daha çok sevdirecek. İmtihanlarımızda sabır, yürüdüğümüz yolda azim olacak. Yoklukta varlığımız, varlıkta şükrümüz olacak. Bizi daha çok sevdirecek cümle mahlukata. Günah kirine bulanmış kalpleri pir-u pak eyleyecek. Kainattaki nizamı, ilahi lütfu okuyabilecek bir basiret kazandıracak. Nerede bir güzel varsa dibinde oturtup nemalandıracak bizi güzelden. En sonunda güzel eyleyecek bizi hem Hak nazarında hem de halk nazarında.

  Bu hazine önce öğrenilecek sonra hissedilebilecek bir hazine. Hem o kadar hafif ki yumru büyüklüğündeki kalbimize dahi sığabilir. Sığmakla kalmaz, yaratılmışları en güzel veçhi ile gördürür, hissettirir ve sevdirir. Kainatın perdesini kaldıracak olan işte bu hazine edeptir.

  Söyler misiniz, edebin yer edindiği bir kalp hiç Allah’ın emrine itaatsizlik eder mi? Mahlukatı incitir mi? Bu kalpte haset, öfke, nefret barınabilir mi? Edep ahlakın zirve noktası ise ve Habibullah (sallallahualeyhivesellem) güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmişse O’na Yaratılmışların En Edeplisi diyebiliriz. O’nun yaşantısında en ayrıntısından en geneline kadar edep yer bulmuştur kendine. Vatan edinmiştir adeta Güzeller Güzeli’nin her saniyesini. Kendisini ziyarete gelen yaşlı kadını, Hz. Hatice Valide’mizin (radıyallahu anha) arkadaşıydı diye hırkasının üzerinde oturtmuştur O(sallallahualeyhivesellem). Kuşu öldüğü için yas tutan çocuğu önce fark edip sonra küçük çocuğun üzüntüsünü sahiplenmiştir. İkrime (radıyallahu anh) İslam ile şereflendikten sonra ashabına, İkrime’nin yanında babası için asla Ebu Cehil denmemesi gerektiğini söylemiştir.  En güzel ifadesi ile O’nun gönlünde yer edinmiş ve O’nda zirveyi bulmuş bir haslettir edep. Ondandır ki Yunus Emre’ ye şu sözleri söyletmiştir:

   Ehl-i diller arasında aradım kıldım talep

   Her hüner makbul imiş;  illa edep, illa edep…

  Ehlullah da Rasul-i Ekrem’in edebine hayran kalmıştır ve hayatlarının her anını böylece taçlandırmışlardır. Süfyan-ı Sevri (kaddesallahu sırrahu) buyurur ki: Güzel edep Allah’ın gazabını söndürür.

  Ehlullahın Peygamber hasleti olan edebi yaşayışlarına dair şu hadise pek güzeldir:

  Hatem-i Esam (kaddesallahu sırrahu) Hazretleri zayıf, dertli, perişan bir kadınla konuşuyormuş. Kadın, derdini yana yakıla anlatırken, o heyecan içinde çok çirkin bir ses duyulmuş. Kadın mum gibi erimiş, ezilmiş, mahvolmuş. Öldürücü bir sükût… Şeyh bir heykelden daha hissiz, muazzam bir vakarla kadına bakmış: ‘’Söylediklerinizi duymuyorum, çok ağır işitiyorum, yüksek sesle konuşunuz, bağırınız! Ben sağırım!’’ demiş. Suçunun gizli kaldığını zanneden zayıf, dertli, perişan kadın bir anda hayata avdet etmiş. Hiçbir milletin muaşeret edebinde misli görülmemiş olan bu harikalar harikası incelik ona Esam (sağır) lakabını taktırdı. Bu hadiseden sonra Hatem Hazretleri(k.s.), edep gözetip o kadın vefat edinceye kadar halk arasında sağır olarak görünmüş. Ancak kadının vefatından sonra etrafındakilere: ‘’Artık kulaklarım duyuyor; normal sesle konuşabilirsiniz!’’ demiş.

  En güzel, en kapsayıcı dualardan biri: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahrette de iyilik ver.’’ duasıdır. Edep ise bu hazinelerin ikisine de sahip olmamız için elzem bir anahtar mahiyetindedir. Mahşerde Firdevs cennetine yani Efendimiz’e (sallallahualeyhivesellem) gidecek olan yolun meşalesi hükmündedir. Rasulullah(sallallahualeyhivesellem) öyle bir yaşamıştır ki bu hali, Rahman’ın O’na(sallallahualeyhivesellem) ihsan eylediği nurdan bir ümmet istifade etmiştir. Edep; ashaba Allah’ın emirlerini, Müslümanca yaşamayı ve gelecek nesillere miras kalacak güzellikleri yaşatmıştır. Ehlullah, ömürlerini edebi aramakla ve edep üzerine inşa edilmiş güzelliklerle geçirmişlerdir. Bizlere düşen de bu hazineyi Allah’tan istemek ve bu edep halini ömrümüz boyunca muhafaza etmektir. Zira ömür hem kısadır hem de pek meşakkatli işler yükler omuzlarımıza. Bu zorlukların bize kolaylaştırılması için, sorumluluklarımızın altından muvaffakiyetle kalkmak için, sevmek, sevilmek için, Rasul’e komşu olmak ve Rahman’ın cemalini müşahede edebilmek için edep olmazsa olmazımızdır şu dünya hayatında.

Allah(cc)’ın selamı üzerimize olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir